5 Temmuz 2010 Pazartesi

Acaba Rendekar Haklı Mıydı?
























"ulema, cühela ve ehli dubara; ehli namus, ehli işret ve erbab-ı livata rivayet ve ilan, hikâyet ve beyan etmişlerdir ki kun-ı kâinattan 7079 yıl, isa mesih'ten 1681 ve hicretten dahi 1092 yıl sonra, adına konstantiniye derler tarrakası meşhur bir kent vardı."

Son zamanlarda okuduğum en iyi romanlardan biri. Uzun İhsan Efendi'nin ellerine sağlık.
Okuyun, okutturun. İleride de mesela evlatlarınıza okutturun. Ben yapacağım bunu. Evet...

"...kendi payıma ben dünyayı rüyalarımla keşfetmeye çalıştım. bu yeterince cesur olmadığımın bir göstergesi olabilir. aynı hatayı senin de yapmana yol açmak istemiyorum. sana izin veriyorum, git. git ve benim göremediklerimi gör, benim dokunamadıklarıma dokun, sevemediklerimi sev ve hatta, bu babanın çekmeye cesaret edemediği acıları çek. dünyadan ve onun binbir halinden korkma."

4 Temmuz 2010 Pazar

Hislen Çekirge!
























Ben de bir dinle çekirge yapayım dedim, itunes'umdaki playlistlerden birini olduğu gibi paylaşıyorum. İçerik adından belli: Sad Romance (Evet, kötü bir kelime esprisi)... Duygusal duygusal, romantik romantik dinleyin.

I want you-Elvis Costello
You are my destiny-Paul Anka
A kiss to build a dream on-Louis Armstrong
My funny valentine-Chet Baker
Because-The Beatles
Send me an angel-Scorpions
Hero-Regina Spector
Luv-Travis
Please please please let me get what I want-The Smiths

3 Temmuz 2010 Cumartesi

Sen de şimdi herkes gibisin...

Şaka şaka... Canımsın.

42

there is a theory which states that if ever anyone discovers exactly what the universe is for and why it is here, it will instantly disappear and be replaced by something even more bizarre and inexplicable. there is another theory which states that this has already happened.

douglas adams, the hitchhiker's guide to the galaxy

2 Temmuz 2010 Cuma

hayat, yasamak falan cok guzel seyler lan. valla bak.

14 Haziran 2010 Pazartesi

fab four.


beatles fab four, originally uploaded by erdalito.

invisible horse

hard disk'imin adi ne olsun?

- Lorraine
- Louise
- Rae
- Evelyn
- Jo
- Angela
- Jean
- Alyse
- Kayla
- Denise
- Lydia
- Lane
- Lea
- Ann

(L li bi isim gibi geldi bana cunku)
poll yapmiyorum cunku bunlarin arasindan bile secemedim. bu cumaya kadar karar versem guzel olur simdi yani.

13 Haziran 2010 Pazar

VEEE... (d)inle cekirge

bir nostalji yaparak dinle cekirge serisine deginmek istiyorum.

Let's Dance - David Bowie

Colours - Donovan

Rock and Roll - Dio

Foolin' - Def Leppard

Follow Me Home - Dire Straits

Pennies From Heaven - Dave Brubeck

11 Haziran 2010 Cuma

yasasin beynim patlamadi

ustelik de notlarim gayet iyi.

7 Haziran 2010 Pazartesi

çokfazletiform.

Anneme dedim ki:
Eve gelirken Eti Form alır mısın? Bu aralar çok abur cubur yiyorum sonra obez olucam.

O da dedi ki:
Tamam peki o zaman ne kadar istiyosun?

Ben dedim ki:
Az alma yaa çok al sen çok al!

SONUÇ:

OTUZ TANE ALMIŞ.

6 Haziran 2010 Pazar

kontör.

2005 yılından beri hiç değişmemiş olan şeylerden bir tanesinin *123# olması mutluluk verici.

4 Haziran 2010 Cuma

insanlik icin bit kadar, ama ingilizce kimya alanlar icin bi nebze buyuk gibi olan adim.

hey, insanlar! (kimya odevi icin 8. paragrafi okuyun.)(hatta numaralandiriyim)

1az once kocama ve bebek bezinden daha olaganustu olamiyan odevimi bitirdim. TUM kimya dersinin ozetini yapmakti nihai amac. ama bu odevin insanliga hizmet edip, 3 gun boyunca tukettigi vakit, nutella ve sutun bi ise yaramasini isterim.

2kendi kitabimdan yaptigim ozetin size ne faydasi olur bilmiyorum, ama odev konusundaki sitelere uye olsaydim, fermium goldmine adinda bi madalyon falan yollarlardi. okuldaki herkes mantikli davranip odevi kopya ceker, yorulunca birakir ya. bende olmuyo o. herseyi ben yapicam, detaylara inicem ve saire ve saire (bence vesaire boyle daha guzel)(aslinda hangisi dogru hatirlamiyorum)

3okuldaki yillikta ben angie jude ve bi dolu guzel insanin fotorafi var. BENIM okulumun yilligi. hani su amerika nin "ahahha" diyip dalga gecilen bir kasabasi.

4haftasonu pek muzik dinlemedigini soyleyen birinin ping pong davetine (aaa SAT im var gelemiycem ben ::((()(hahaha) yada buraya gidebilirim. linke tiklarsaniz hangisine gidicegim bayaa belli. burda isler kotu aslinda artik beach e gidemem cunku kapatiliyor beach lerimiz. meksika korfezindeki petrol seyi var ya pazar burda oluyomus filan diyolar (ironiksmileyface) ayrica yazi boyunca ne kadar fazla kelimeyi ingilizce yazdigimi farketmem cok enteresan oldu; meksika korfezini falan dusunmem gerekti.)(arada ingilizce yazmaya baslarsam normal karsilamanizi isterim)

5gecen gun matematik dersimde de CIA ajani oldum, binom acilimini pascal ucgeniyle yaptigim icin.

6AAA

7bu entry nin tamamen kaybettigim KONUsuna geri donersek..

8doingallright@gmail.com a chemistry adinda bos bi mail atin, fermium A. S. size 15 sayfalik bi kimya kitabi summary si atsin. kimya heryerde ayni dimi? heheh

9Ayrica bu da yeni yazim; hodo hodo boyle seyahat etmeliyiz bidi bidi diyor; How To Travel

[falan](usengec olmakla da cuk diye oturdu)(cok tutarliyimdir)Usengec olmama ragmen cok da bi nerd umdur. simdi matematik odevime gomulup reading testimi tamamlayacagim. sinav haftasina da giriyoruz angie'yle. dolayisiyla bisey yazamayiz heralde. ama kendimi tatile giderken kediyi beslemis gibi hissettim. tabi bu bi metafor cunku aslinda kedilere aler..

kendimi aciklamamaliyim.

buraya kadar okuyan kisiler noktalivirgul buyuk ihtimalle sizi biseylerle odullendirecegim.
(biri bunu okumazsa da gercekten uzulurum)


polynomial long division.

bu arada yasasin 11. sinifi bitirme cigliklari atiyorum, icimden tabi, gece 11 de yemez biraz...

2 Haziran 2010 Çarşamba

31 Mayıs 2010 Pazartesi

carbon fluoride




Dunyanin en asosyal insani olarak butun gun bu sarkiyi dinleyerek dondurma yedikten sonra odev yapacagim. ve aslinda bir dogum gunu partisine davetliyim. cok acinasiyim bildigim. saat 6 olsun gidiyim yokyok 7 belki 8.. offf.

percentage composition of CF4

12.01+4(19)= 88.01 (12.01/88.01)x100= 13.64 % C
100-13.64= 86.36 % F

the answer is B.

otomatiklesmisim resmen, harika.

editbudut: artik hasta numarasi yapip dondugum bi parti var. hayatimin hic bi evresinde bu kadar uyusuk oldugumu hatirlamiyodum.

29 Mayıs 2010 Cumartesi

online certification of stupidity



sabahin 5.47 si . hapisanede ziyaretcin var diyen anonim sesin arkasindan gorulen tatli yaratik. evet artik dayanma esigimin son raddelerindeyim ve gelmem lazim.

27 Mayıs 2010 Perşembe

how to write a cover essay

yetikililere bildiriyorum. kedim olursa adini kopek koyucam.

21 Mayıs 2010 Cuma

falalalla

ehm, gorusmeyeli cocuklarla hasir nesir oldum. kanitim son derece sarsak bi fotoraf buyrun burdan yakin kolumun altindaki goremediginiz kirmizi elbiseli kiz adimi sordu basak dedim. uzun uzun bakti, ne olmasi gerekirdi sence dedim. yani adimi sen koysan ne olurdu dedim. maddie dedi. hosuma gitmedi degil. hehe tesekkurler codi.

mm sonra bugun cok guzel bisey oldu! yeni bir hesap makinem oldu. tam bir nerd oldugum icin onu cok seviyorum ancak henuz adina karar veremedim asagidakilerden biri olmasini istiyorum ama
YARDIM EDERSINIZ DIMI???

"These baby names were in the title to a Beatles song.

  • Anna - Anna (Go To Him)
  • Bonnie - My Bonnie
  • Carol - Carol
  • Eleanor - Eleanor
  • Lucy- Lucy In The Sky With Diamonds
  • Maggie - Maggie Mae
  • Maxwell - Maxwell's Silver Hammer
  • Molly - Ob-la-di Ob-la-da
  • Pam - Polythene Pam
  • Penny - Penny Lane
  • Prudence - Dear Prudence
  • Rita - Lovely Rita

    Ya da daha guzellerini bulabiliyosaniz ne de guzel! yazin iste mail falan atin bisey yapin

15 Mayıs 2010 Cumartesi

ehueheu.

Today I continued to read a book and I could only finish one chapter. The first chapter. I have a quiz on monday, and I have to finish 8th chapter for the quiz. procrastination. MLIA

12 Mayıs 2010 Çarşamba

People Are Strange (well especially the ones who are prejudiced)

Jim Morrison'dan pek hazzetmememi bir kenara birakip tamamen objektif(yazarken zorlandim objective yaziyorum otomatik olarak)(ah mahmut!) olarak olaya yogunlastigim zaman Echo and the Bunnyman cover ini 5 kez dinlerken buluyorum.

Fermium: Jim Morrison seni sevmiyorum.
Jude: O sana bayiliyod(KUT)(kafayaodunlavurmaefekti)
Fermium: Ehm.. Jim Morrison seni pek sevmiyorum ama yine de sesin guzel sansasyonel, enteresan, ciliz ve 60 larin olaylarina uygunsun. sana 10 ustunden 7 veriyorum.

Hadi simdi Echo and the Bunnyman in people are strange ini dinleyelim.


Not: Buyukharfler konusunda bu kadar kararsiz olmamim yazinin akisini bozmasinda buyuk payi var. bu cumlede de virgul eksik ama hadi bakalim.

OZHAKIKINOT: yarin sinavim var AAAA!!!!

10 Mayıs 2010 Pazartesi

ehueheu.

Today, I blinked. MLIA

awkwardninjaturtlehighfive.






















hala rönesansın ünlü sanatçılarının adlarını ninja kaplumbağalardan sayanlardan mısınız?
YALNIZ DEĞİLSİNİZ.

tom.

BİRİNİ KOŞARKEN GÖRÜNCE HEP (ama hep)
RUN FOREST RUN
DİYE BAĞIRASIM GELİR.

EVEET EVEEET KAYNIMDA DA VAAR AYNISIII. (masvisnu bana forest demisti mesela, ben de okulda birine demistim teeey tey)

tom hanks neden zihinsel engelli rollerin adamı oluverdi?
o seref sean penn' e ait degil mi

9 Mayıs 2010 Pazar

movie-a-minute.

THE MATRIX
Ultra-condensed by David J. Parker

Keanu Reeves

Hey everybody, look! Look at me! I'm in a movie that doesn't suck!

Audience

GASP!

Keanu Reeves

Yes, it's true! Not only that, despite my total lack of acting ability, I very nearly didn't suck in this movie!

Audience

(faints)

THE END

yazgelsinistiyorum.

Yaz Gelsin, Havasi gelmesin.
Vandalism burayi esir almistir. Hic bi yerde yaz havasi olmasin.
Yaz cebindeki cakinin ustune dusup kendini bicaklayarak olsun.



Welcome to my beach, originally uploaded by ½ '.

yaz gelse diyorum, şu "hava nasıl olucak acaba üşür müyüm ki" diye diye yanımızda mont taşıttıran zalim ilkbahar bitse mesela.

8 Mayıs 2010 Cumartesi

being shy.


HA! bunu tahmin eder miydiniz. ben olumune utangacimdir zamanimin %70 inde. bu blogdaki insanlarla %30 dahilinde diyaloglar kurarim genelde. neyse ne diycektim. okulda prom var. bildigin balo yani. baloya gitmek benim icin yeterince korkunc bi de davet almak beni ne kadar gerer heralde tahmin edersiniz. dolayisiyla fermium ne yapar. DING! prom gunu, prom saati evsizlere yemek yapmaya gonullu oldum. evsiz korkum prom korkumu yendi. kazanan fermiu. kaybeden suveterli almanyada kalan turk iscileri gibi kolkola promda gezinmek isteyen milletdaslarim. pisman miyim? hayir. gene olsa gene yaparim.

7 Mayıs 2010 Cuma

Haftanin Enteresan Anlari...

orjinal munch un fermium tarafindan editlenmis versiyonu. I love you scream the painting!


- Otobus'te gidiyoken Edith Piaf in padam padam i esliginde kafami sallayip hafifce agzimi oynatirken: "Bu otobuste kimsenin Edith Piaf tan haberi yok" diye dusunmem, bu dusuncenin simariklik, kendini beyenmislik yada "ben cok entellektuelimdir" soylemesiyle degil ama farkindalik oha siyla esdeger olmasi. (cumlelerde sorun yok dimi siradakine geciyorum)

- Tarih dersinde "Caitlyn Beatles ne bilmiyo" cumlesinden sonra yanimdaki oglanin "oha olmaz oyle sey esdegeri bisey soylemesi ve siniftaki kalan insanlarin "rockband'i de mi bilmiyosun" "tanrim(omaygash) nasi yasiyosun" demeleri. Kizin hamile bi sarisin olmasi.

- Elimi attigim yerden kucuk kare kumaslar cikmasi(odevimde kullandimama heryerden cikmamalari lazim)

- "Meet Harry. Harry is a turtle. His favorite thing is to wander around at the beach. But since there is an oil spill he can't do that! Help him"
Burada MUN culara selam yollayip durumu aktariyorum. Basitlestirirsek BP yarim milyon dolarlik bi tipayla denizdeki benzin deposunu tam kapatmadigindan oturdugum yere dogru gelen bilmemkac tonluk bi benzin yigini var. neyse ki daha oturdugum yere gelmedi. BP butun bu eyaletlere bi milyon dolardan fazla para vermis ki "affedilsinler" diye. pek gozum tutmadi BP adam ol da gel. Obama da "o BP nin sorunu biz napalim" gibi bisey demis. pek hos degil.

- I like it when the tea is done!

- AP Calculus sinavi multiple choice(MC) kolaymis ama free response questionlari(FRQ) pek kolay degilmis. AP US History kolay olur diyenler var hadi bakalim.

- Benim alicagim AP Language&Composition dan dun calisma olarak unlu bi ozlu soz aldim. bi cumledeki kelimelerin 5 tanesini bilmeden essay yazdim. gercek essay de boyle olmak istemiyorum lutfen mantikli seyler sorsunlar...

-Cayim bitti yarin test im var.
dolayisiyle ciao bella

1 Mayıs 2010 Cumartesi

inspiron

- eh nereye gidersek hayatimizi sinavlar belirliyor, evet. yarin sinav var youtube dan depresif olmayan bana biseyleri hatirlatmiycak nitelikte guzel sarki bulmakta zorlanirken bugun yarisini yanlis cozdugum quiz e mi yansam, baska bi dersin konusunu tamamen anlamama mi yansam, ayni sarkiyi 19851723562 kere dinleme istegi yavasca icimde dogarken uykumun gelmesine mi uzulsem, yoksa bunlari ayni anda yaparken burnumda tabak mi cevirmeye calissam. kucuk fermium hep ayni malesef, kendisinin sinavdan once hic calismama aliskanligi yine ve yeniden basrolde, omegle dan hic tanimadigi insanlara kendini farkli biri olarak tanitip fotoraf istenmesi uzerine sinirlenen ufak bir mahlukat yine. ayni zamanda yine muhendis olucagini soyledikten sonra toparliyamiyacagi uzun cumleler kurup bi muhendise gore edebiyata neden bu kadar kaymaya meyilli oldugunu sorgulamakta. kendinden 3. tekil sahis olarak bahsetmenin bir hastalik oldugu bilir kendine engel olamamakta.

- sizi gidi usengecler icin paragrafima ara verdikten sonra devam ediyorum.. yada etmiyorum dagilin lan! yarin sinavim var uhuhuuhuh.

komodor canavari

not:lovely bones diye kitap/filmi herkes beyendi burda. ben mi? ben sadece klasik okur oldum.

not2: yasasin titanyum makasim oldu (kalp,kalp,kalp)

23 Nisan 2010 Cuma

yilin en sevdigim etkinligi yaklasiyor. simdi bunu bilmezsiniz ama ben eurovision u, guzellik yarismalarini falan izlemeye bayilirim. insanlarin ne kadar cok calisip ne kadar degmedigini gormek, guzellik kralicelerinin nasi davrandiklarini gormek falan enteresan gelir bana. miss bilmemne ler neyse de eurovision en sevdigimdir ve en uzuldugumdur hosuma giden seyler olur ama onlarin hic odul almiycaklarini bilirim falan. mesela bu seneye soyle bi baktim aklimda ispanyanin yavsak adami, manga nin zorlama sarkisi, gurcistan dan katilan cok guzel bi kiz falan var ufak notlarimdan simdiye kadar olan kesit tam olarak soyle:
EUROVISION
lithuania +++++
uk elekt. pop?
turkey mmeh..
slovakia lotr,othaha
belgium mraz/emo
ukraine mirilsizilroo
finland yunan??
greece kemence,yasar??
macedonia karaoke??
slovenia wtf?grease?
serbia bregovicsel
romania deripantoln
sweden cakmakfalan
ireland + cokslow
georgia ++kizguzel
iceland anne popsoyluyo?!
israel AKBILIM!!
denmark sting,lucyliu
estonia coldplayozentisi
norway musamere-millimars
netherlands muppets?
malta lizaminelli
bosnia sapik,emo??
azerbai botoxlu peltek
armenia aciklipop?!
spain yavs.sirk.kiv
latvia claireben.agl=.
switzerland kizilweirdo

sonuc litvanyayi beyendim

11 Nisan 2010 Pazar

stalker olmak

dontcopymystyle'in feysbukumda stalker lik yapmasi hakkinda verdigi demecle gencligime dondum. simdi "ahaha salak gencligine donmus, 17 yasindadir hoho" diye ki..ehm poponuzun sag tarafiyla gulebilirsiniz ama gulmeyin. cocukluk diyelim de en iyisi.. bakalim 13 yaslarindaki kucuk fermium ne cesit salakliklar yaparmis...

tatilkoyunde fotorafcilarin cektikleri resimlere stalker'lik yapardim ben. bu da bilmediginiz bi ozellikti. adam yann tiersen di, kadin susan buldan. valla bak. kirmizili da ogullari heralde bilemiycem..

4 Nisan 2010 Pazar

shadow flyer

artik benim yeni bi laptopum vaaar!
adi da humphrey.

- humphrey bogart
- humphrey ... we're leaving.. kching...a
- humpreys pk. arizona

hehe.

30 Mart 2010 Salı

not realistic fiction

ingilizce projem icin cocuk kitabi yazdim. bu da son sayfa.
aferim mi bana?

not: bu da bi baska yazi yine aslen odev ama 80 ustunden 79 aldigimdan ve bi bloga koymak istedigimden

26 Mart 2010 Cuma

awesomeness

orjinali - edward munch

kim yaptiysa tekrar tekrar taktir edilesi.

not: yazi falan yazicam ben
spring break im geldi de ehe mehe hehe

22 Mart 2010 Pazartesi

IF cok guzel

DVD ye cekip filmleri kenara yigin.

21 Mart 2010 Pazar

18 Mart 2010 Perşembe

tumblr

bi  ara OSDM için tumblr'da test sürüşü teklif ediyorum.

13 Mart 2010 Cumartesi

kağıt.

bilgisayarın geri dönüşüm kutusunu boşalttığında çıkan kağıt buruşturma sesi.
seni seviyorum.

12 Mart 2010 Cuma


Cocuklugum internette satisa cikmistir.
5 lira civaridir. Gule gule okuyun.

3 Mart 2010 Çarşamba

5 mayis

sanirim.. sanirim alice in wonderland i 3 boyutlu bi bicimde gece izliyorum. iste bu cok guzel bisey olucak..

not: nightmare before christmas izlemedim. tim burton a olmuyorum. Helena Bonham Carter, Johnny Depp ve Anne Hathaway iyiler, bi de bildik cocuk hikayesi formundan cikan bi sey olucak bu o yuzden evet.

edit: abartmisim

26 Şubat 2010 Cuma

spe..

spesifik olmak gerekirse temmuz un 20 sine kadar cikmayin derim. yada cikin beni goremezsiniz falan.

muhtesem yazi dizisi yazmak istiyorum bi ara ama henuz konumu bulamadim

gorusuruz.

24 Şubat 2010 Çarşamba

sirinininay

laptopum tek ekran olmaya karar verdi.. nihayet, o yuzden yerimde duramadim ve yazasim geldi
olayda bizi ilgilendiren kisim ise para biriktirmis olmam ve bu paranin bi sonraki projeye aktarilmasi gibi

"Oh Lord, won't you buy me a Mercedes Benz ?
My friends all drive Porsches, I must make amends.."


eh lord/dis perisi amcaya yardim edersek o da bize yardim eder dimi ama..
gerci gozum cok yukseklerde degil illa ki janis joplin olucam demiyorum.
yetkililere opucukler

22 Şubat 2010 Pazartesi

baba-kız.

baba-kız izledikleri bir film hakkında tartışmaktadırlar.

baba: filmde öyle demiyolardı ama bilmemnebilmemne...
kız: bence sen filmi yeterince iyi izlemedim. hem tuvalete gittin filmin ortasında. bi sürü şey kaçırdın.
baba: üç dakkada, gayet çabuk gittim geldim.
kız: ya şimdi sen öyle diyosun ama film zaten bi saat mi ne. üç dakika gayet fazla oluyo yani. ayrıca üç dakikada falan da gelmedin gayet on dakika falan yoktun.
baba: tuvaletteyken ne kaçırdım ki? önemsiz yerlerdi oraları.
kız: bi kere sen filme yeterince konsantre olamadın, o yüzden düzgün anlayamadın. bak şimdi. insan, çişi varken bişeye tam dikkatini veremez. sen de tuvalete gitmeden önce filmi bütün dikkatinle izleyemedin, o kısımları kaçırdın. sonra tuvalete gittin, yine bi sürü yeri kaçırdın. tuvaletten geldikten sonra da, tuvaletteyken kaçırdığın kısımları anlamaya çalışırken, o sırada oynayan filmi de kaçırdın. film zaten kısa, sen filmin baya bi kısmını kaçırmış oldun o yüzden.
baba: size okulda sadece boş konuşmayı mı öğretiyolar?
kız: haklı diil miyim ama? *sırıtır*
baba: *kahkaha atar* tabii kızım çok haklısın.
kız: *sırıtmaya devam eder, annesinin de desteğini almıştır* bi kere şimdi haklı olmasam böyle yapmazsın ki. haklı olduğumu düşündüğün için böyle tepki veriyosun..
baba: çok konuşma hadi.

20 Şubat 2010 Cumartesi

looking to the bent back tulips

dikkat dikkat!
sevgili yazarlar ve hmm okurlar(?)(yarinizi cikaramadigim icin az sonra soyliyceklerim sizi baglamaz ama diger yariniz icin bu gecerli)(ha tanimadiklarimi da henuz sevgiyle kucaklamasam da tanisirsak biseyler yapariz)(bi dakka konu cok dagildi oyle

bastan aliyorum?


DIKKAT DIKKAT.

temmuz sonuna kadar istanbuldan cikisi yasakliyorum.
cunku birgeceansizingelebilirim(8)

ouw ye!!

14 Şubat 2010 Pazar

Once, we were hippies

Çok sevimli bir yazı olmayacak; ama idare ediverin.

Babamla yemekte Banksy hakında konuşuyorduk da-googlelamaya üşenenler için kendisi ingiliz, anarşist bir grafiti sanatçısı-konu Banksy'nin Gazze'ye "Duvar"ı boyamaya gitmesine geldi. Ben celallendikçe celallendim, bağırıp çağırmaya başladım sinirle. İsrail hükümetine demediğim kalmadı. En son haşin haşin, insanları dünyanın en büyük hapishanesine tıktıklarından bahsederken masadan kalkmaya yeltendim. Babam gülümsüyordu, demek istediğini anlamıştım:

-Tamam tamam anladım. Şimdi böyle konuşuyorum; ama ilerde götün teki olucam di mi?

Babamla yaptığımız sohbetler genelde böyle biter. O, biraz daha karamsardır gelecek hakkında. Yaşlandıkça benim de "birşeyleri değiştiremeyeceğimin" farkına varacağımı düşünür.

Bugün gene aklıma takıldı bu mevzu. Ben gene de idealist tutumumdan çok taviz vermeyeceğimi düşünürken forumspringimi açtım demin. Irmak, blogdaki eski gönderileri okusana yazmış, ben de uydum önerisine.

Oldukça eğlendim başlarda. Mesela bir şey yazmışım, pek sükse yapmamış, ardından Angie yazmış, bisürü yorum gelmiş, ben bir sonraki yazımda inceden Angie hanımın üslubunu çalmışım :)

Neyse, okudukça birşeyler üzdü beni. Üç lafından biri hippi olan, her an afedersiniz göt göte yaşayan insancıklarken biz, iki sene gibi bir zamanda dersane falan derken iyice boşlamışız birbirimizi. Hala ikinci hippi pikniğini yapamamışız. Bakıyorum da, bu blogda hayatta hiçbir şeye değişmeyeceğim canım gibi sevdiğim insanlar yazıyor. Bunlardan biri ile(Angie) ayda bir falan görüşebiliyoruz onun MUN'i, benim sınavlarım, dersanem falan derken. Kolombusu kaç aydır görmüyorum Murphy bilir... Jude desen aynı dersanedeyiz; ama koşuşturmacadan adam gibi vakit geçirmiyoruz. Tüm muhabbetimiz tenefüslerde ve eve dönüş yolunda artık. Fermium, ah bitanecik Fermium'umuz, bana ne kadar kızsa haklı, şimdi dünyanın öbür ucunda ve ben o "çok önemli işlerim"i bırakıp bir mektup bile yollamıyorum ona.

İlk paragrafla birleştirmek gerekirse, görüyorum ki öss, okul, MUN, Florida, dersane derken birbirimizi boşlar olmuşuz. Bağlı olduğumuz kurumlar, sahip olduğumuz sorumluluklar, korkularımız, tereddütlerimiz, birşeyleri garantileme arzumuz birbirimize olan özlemimizi olmasa da, aramızdaki teması köreltmiş.

Ben hala -babama göre yaşımın getirdiği- idealist düşüncemle umuyorum. Umuyorum ki, hiçbir zaman çocuklarımız, eşlerimiz ve işlerimizle hava atmak için üç ayda bir buluşacak insanlar olmayacağız. Umuyorum ki, bir gün uzun zaman sonra, güneşin altında yeşil çimenler üstünde yan yana hayal kuracağız. Otuz yaşında avukatlar, mühensiler ya da ne bileyim ikinci el ayakkabı satıcıları olarak dahi, hala ahmak gibi hayal kuracak, insanca ve onurlu yaşayacağız. Sesimizi duyuracağız. İnsanları sevikçe biz, onlar da bizi sevecek, sevmeseler bile biz büyük bir salaklıkla buna inanacağız.

Otuzumuzda da, altmışdördümüzde de, beraber olacağız. Hala cesur, hala ahmak... Hala hayal kuracağız.

Dünya ne kadar farklı yürüyen merdivenlere atsa da bizi, ne kadar uzak olsalar da, biz sabit basamaklara koşacağız. Ortak katlara koşacağız. Geç olsun güç olmasın, hep beraber olacağız.

Geçen zaman için, özür diliyorum.

Kolombus, Angie, Fermium, Jude, Batticon, Osmancık(son ikisi ile sık sık bir aradayız çok şükür) sizleri çok seviyorum.
Haberiniz olsun.

13 Şubat 2010 Cumartesi

grubun adi hala yok olm

Dear Basak Simal,

Thank you for your order for:
1 copy of Thank You for Smoking, 0812976525
This order will be available for pick-up on 02/12/2010 and will be held through 02/26/2010. You are welcome to stop by the store to pick up your order or call the number below to arrange for shipping.

We look forward to seeing you soon!
Sincerely,

The Booksellers at Barnes & Noble Booksellers
#205134904 Emerald Coast Pkwy Suite 118
Destin, FL 32541850-837-3243




niye bu kadar heycanliyim;
cunku daha once hic bu yok ben bunu istiyorum dememistim valla bak

gozluk falan da alicaz

sdfsd

burda kar yagar gibi oldu ama vazgecti kahretsin..

o degil de ben yeni gozlukumsu aliyorum hadi bana bi oley..

dun de cok kolay bi sinavi gectim, ama bi tane odevi yapmayi unutmusum.

vancouver olimpiyatlari acik onlari izliyoruz ara ara naykiy sponsormus

seneyeki derslerimi secmeye calisiyorum ap lit alsam pre cal alsam latin 2 alicam physics 1 honors alicam(cunku ap yi aldirmazlar bana?)

ee sizden nagber

ulser ne demekti?

6 Şubat 2010 Cumartesi

havai?



bunu koyucaktim da unutmustum e koyiyim o zaman

not: evet ortasinda ahhahahah diye guluyorum cunku
havaifisekler bana hep komik gelmistir filam

3 Şubat 2010 Çarşamba

Nokia 2300


Nokia 2300, originally uploaded by hakeemm.

Seni özleyeceğiz...

2 Şubat 2010 Salı

Femme Fatale

Hayatın anlamı, hayatın anlamsızlığı içinde anlam arayışında olmaktır. Bunun daha kolayı, hayat dediğiniz raylı sistemin sürprizsizliğine inat, raylara makas atmakta, yani hayatınızın merkezine bir şeyi "haşırt" diye yerleştirmektir.

Benim havatıma da, baklavaya saplanan çatal gibi "haşırt!" diye yerleşen şey burada işte. Yanımda, "mmm.."lardan oluşan kutlu bir ilahi söylerken, bütün çıplaklığı ile mışıl, mışıl uyumakta.

Masumiyetin ve günahın Oskarlık oyuncusu sevgilim, koleksiyonuna bir Oscar daha eklemiş gibi mutlu uyanıyor. Atlet ve pijama giymiş bir fok balığına benziyormuşum gibi gülüyor, elimde elmas yapraklarla süslü bir buket orkide varmış da ona vermişim gibi seviniyor, aklımı başımdan alıyor. Hemen ardından, aklın kaybedilmeye bu kadar müsait olduğu bu dünyada, beni Bakırköy'den kaçıran otobüsün şoför koltuğuna oturuyor:

-Mmmm.. (gülümseyişmeler) Bu kadar saattir beni mi izliyordun?
Evet Sevda Saadet. Evet sevgilim, bütün kainata silah zoruyla, seni yayınlatabilirdim kablolu Tv den, eğer bu kadar kıskanmasaydım mırıldanmalarını, kirpiklerini ve kıvrılan dudaklarını.
-Eh.. Bir süre oldu Sevda.

Çocuk gibi dudaklarını büzüyor, bakışları kalbime saplanan lolipop sapları gibi. Şen şakrak, ölümcül, zehirli lolipoplar...
Ciddileşmesi, çocuksu uykusundan çıkması, Femme Fatale'leşmesi vakit alıyor. Doğrulup saçlarını topluyor, iki kalın tel, alnından aşağı iki sivri bıçak gibi savruluyor.

Kaşlarını çatıp soruyor, kaşlarının altında ezilip büzülüyor, iyice şekilsiz şemalsiz bir adam oluyorum:

-Konuştuğumuz gibi değil mi?
Sen zihnimi ele geçirip, benim ağzımdan konuşurken, işteş fiiller anlamsızlaşıyor Sevda... Konuşmak tek kişilik bir eylem oluyor, öpüşmek boyut atlıyor.
-Ee..Evet Sevda.

Dudaklarını dayadığı dudaklarım, o saati resmi bayram ilan ediyor,kalbim metabolizmamda fener alayı başlatıyor.
Türkçedeki en güzel kelimeyi, en güzel iyelik eki ile duyan kulaklarım, kulaklarına inanamıyor:


-Aşkım. Aşkımmmmmmmmmm...

Dudaklarım ikinci golü atıyor, sevgilim üstünü hızla giyip, kalbimi delip geçen bir kurşun misali vınlıyor odamdan. Arkasından, yokluğunda özgür kalan zihnim sesleniyor sevdama, saadetime, cennet ve cehennemime, Sevda Saadet'ime.


Prensip olarak kimseye âşık olmuyorum Sevda Saadet. Ama senin için dünyayı yakarım.

Kotumu giyip, belime 45liği yerleştiriyor,kıç çatalıma değen soğuk çeliği ucuzluktan alınmış tişörtümle kamufle ediyorum. Merdivenlerden inip Tofaş’ıma atlıyor, direksiyonun başında, elimdeki fotoğrafa tekrar bakıyorum.

Fotoğrafın içinden, 32 diş gülüyor sevgilimin kocası. Fotoraf, git gide hedef tahtasına benziyor.


Kontağı çalıştırıyorum.

Ulan Sevda, ulan Sevda, ulan Saadet...

Prensip olarak kimseye âşık olmuyorum.
Ama senin için dünyayı yakarım.
Ama senin için dünyayı yakarım.
Ama senin için dünyayı yakarım.
Ama senin için dünyayı yakarım...


Bir sigara yakıyorum:

Boku yedik dünya. Sen de yandın ben de...



Not:Sırf Osdm için yazdım, önceden yazdığım bir öykümü koymadım yani. Affetiniz mi ? =)

1 Şubat 2010 Pazartesi

ohoo.

(bi kere can sıkıntısı dediğin şey bahane bile diil yani ben de anlamadım gitti.)

ay em bek! temalı 945786853üncü yazımıza hoş geldiniz!! (sayıyı gerçekten okumaya uğraşanlar için söylüyorum, ben okumadım sırf sonunda üç var diye -üncü dedim. bir olsa -inci derdim mesela)

son bir haftadır hollanda'nın miniminnacık şehri lahey'deydim, yeni döndüm ama iyi döndüm.
mesela bi sürü kitap okuyorum gene. ödev desen yok gibi. karikatürlerle ilgili bi yazı yazmam lazım o kadar.

amsterdam'daydık bi de bir günlüğüne biz. gezdik mezdik.
sırf yürüdük hani.
eğer bir şehirde sadece bir günün varsa müze gezmek anlamsız. bak gerçekten.
öğle yemeği yemek dışında nerdeyse hiçbir yerde oturmadık, yürüdük yürüdük yürüdük sadece.
kanal kenarında eski şeyler satan bir adam vardı mesela.
yüklendim her şeyi geldim.
detaylar süpriz, açıklayamam.

başka bir ara sokakta plak dükkanı vardı, sırf plak ama.
nece konuşuyosunuz dedi adam, türkçe dedik, gülümsedi gitti.
bikaç dakika sonra yaşar özel plağı çalmaya başladı.
böyle ufak şeyleri çok seviyorum o yüzden.

sonra mesela amsterdam'daki evlerin çoğunda perde yok.
sanki ev ahalisinden biriymişsin gibi bakıyosun içeriye.
yemek yiyolar, pembe kazaklı kız televizyon izliyo, abbey road posterli genç bilgisayar başında, gözlüklü adam kütüphanesinden bişey alıyo.
liste uzun.

ve sanırım amsterdam şu dünyada en çok sevdiğim şehir.

31 Ocak 2010 Pazar

2009 subat ve mart disinda hic bu kadar az yazi yazmamistik
basta mahavishnu ya sonra da alfabetik sirayla batikon,jude, kolombus, osmancik 'a

5 kisisiniz ve yazmiyosunuz iste
bana feminist demeyin de simdi

oh be

30 Ocak 2010 Cumartesi

gordum, duydum biliyorum

sevgili adsiz ihbarin sayesinde mahavishnu nun formspring ini ara ara okumayi ihmal ettigim sure icerisinde neler yumurtladigini ogrenmis bulunmaktayim

UFAK BASIN ACIKLAMASI
soru: osdm ye neden yazı gelmiyo?
fermium:
ben elimden geldikce yaziyorum ama bugun 2 tane daha ders almis bulunmaktayim bide yakinta gonullu bi ise girisicem anca cumalari haftasonlari belki bilmiyorum. yazma ihtimali bile guzel. ama yazicak biseyim olmiyinca oturup the wall u ve hersey cok guzel olacak i izlemem lazim

bunun disinda saygideger yazar angie hollanda da o da son derece bogucu mun isleriyle ugrasiyo(tamam evet burda biraz tehlikeli bi sinira girdim cunku izliyicilerin yarisi filan mun enli)(ama haksiz miyim)
masvisin hedesini copy-paste lemiyorum bi onceki yazinin yorumunda bulabilirsiniz
jude neden yazmiyo bilmiyorum ama aslinda yazmamasi icin pek sebep yok
kolombusun da mantikli sebeplerle isin icinden siyrilcagini dusunuyorum
ama batticon ve osmancigin bahaneleri heralde olmaz burayi okumuyolar bence

soru: orası sadece angie ve fermium un mu? o zaman adını değiştirelim "the blog of angie and fermium" olsun osdm de bitsin!
fermium: simdi arada canlari isterlerse yazsinlar diye insanlara bi acik kapi birakmak istiyoruz yoksa ikimizin de apayri bloglari var(benimki biraz yalan ama angie nin var)
onun adi osdm kalsin ad da zaten angie den geliyo ya.
zaten istatistiklere gore erkekle.. ehm yok iyiyiz boyle
o degilde ben insanlar yazsin yazmasin ben osdm insanlarine hediyeseller aldim.

ama yazi yazmazlarsa onlara ciciler yooook! lalalaaa

bi ara gorusuruz.
evet

wristcutters ne guzel filmdi dimi
sizleri ozledim insanlar
iyi geceler

23 Ocak 2010 Cumartesi

om nom nom!





tanidik geldi mi















o kurabiye canavari dostlar!!


hohoho!!
dileyene yarim motivational poster (ustune basin bakalim buyuycek mi)(cunku small demeye usendim evet)


son olarak not:

OSDM alice'e basarilan diler.
yarin da up in the air e giderim thank you for smoking ve juno nun yapimcilari diyo iyi iyi

22 Ocak 2010 Cuma

diyalog.

Fermi: mom
Angie: mom?
Fermi: mom
Angie mom.
Fermi mom.


ben hala anlamadım ama önemli değil.

21 Ocak 2010 Perşembe

kismet.

aslında scannerım bozuk olmasa ve fotoğraf makinesini babam çantasından çıkarsa, size çok şahane bişiy göstericektim ama kısmet olmadı.

bu arada "kismet" advanced bir ingilizce kelime olarak geçiyomuş.
türkçe kökenli advanced ingilizce kelime.
hep de merak ederdik dimi ama.

17 Ocak 2010 Pazar

sony reklamiymis bu arabayi tanidiysak ne tatli! ay ay

10 Ocak 2010 Pazar